… HASTANESİ BAŞHEKİMLİĞİNE
KONU: SGK MEDULA-Hastane sistemi üzerinden elektronik imza ile hekim onayı yapılmasına ilişkin itirazım ve uygulamanın yeniden değerlendirilmesi talebim hakkındadır.
AÇIKLAMALAR:
Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğünün 22.12.2025 tarihli ve E-96773357-045.99-298648976 sayılı “Sağlık Hizmetlerinin Faturalandırılmasında Hekim Onayı” konulu yazısı kapsamında, başhekimlik makamınca tarafıma bir aylık döneme ait hastaların muayene, girişim, ameliyat ve sarf malzemesi kayıtlarının takip eden ay içerisinde kısa bir sürede incelenerek SGK MEDULA-Hastane sistemi üzerinden kişisel elektronik imzamla onaylanması gerektiği sözlü ve yazılı olarak bildirilmiştir.
Anılan Bakanlık yazısında, işlemlerin SGK tarafından yayımlanan Doktor Onay/Red İşlemleri Kılavuzu doğrultusunda gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Kılavuzda ise elektronik onayın, ilgili işlemin hekime ait olduğunun beyanı anlamına geldiği belirtilmektedir.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ve ilgili mesleki mevzuat çerçevesinde hekim olarak asli görevim, hastaların muayene, teşhis ve tedavi süreçlerini tıbbi bilgi, mesleki yetki ve sorumluluklarım doğrultusunda yürütmektir. Nitekim tarafımca gerçekleştirilen muayene, teşhis, tedavi, girişim ve ameliyatlara ilişkin tıbbi işlemler; hasta dosyaları, muayene kayıtları, ameliyat ve girişim notları, epikrizler ve ilgili diğer tıbbi belgeler aracılığıyla hâlihazırda kayıt altına alınmakta olup bu kayıtların düzenlenmesi ve doğruluğuna ilişkin mesleki ve hukuki sorumluluklarım tarafımca yerine getirilmektedir.
Buna rağmen, kendi gerçekleştirdiğim ve usulüne uygun şekilde kayıt altına aldığım tıbbi işlemlerin yanı sıra hastanenin farklı birimlerince ve hekim dışındaki personel tarafından yürütülen idari, teknik, stok ve faturalandırma işlemlerinin de SGK MEDULA-Hastane sistemi üzerinden kişisel elektronik imzamla ayrıca onaylanmasının zorunlu tutulması, mevcut mesleki sorumluluklarıma ek bir idari iş yükü getirmektedir. Üstelik bu uygulama, tıbbi kayıtların tutulmasına ilişkin yükümlülüğüm ile doğrudan gerçekleştirmediğim veya fiilen denetleme imkânına sahip olmadığım işlemlerin doğruluğunu teyit etme yükümlülüğünü aynı kapsamda değerlendirme sonucunu doğurmaktadır. Oysa kendi tıbbi uygulamalarıma ilişkin mesleki ve hukuki sorumluluğumun bulunması, hekim dışındaki personel tarafından gerçekleştirilen ve doğruluğunu bağımsız olarak teyit etme imkânım bulunmayan idari, teknik, stok ve faturalandırma işlemlerinin tümünün sorumluluğunu da üstlendiğim şeklinde yorumlanmamalıdır.
Nitekim onaylanması istenen kayıtlar, hastalara kullanıldığı belirtilen sarf malzemelerini de kapsamaktadır. Bu malzemelerin eczane veya ilgili depodan çekilmesi, sisteme kaydedilmesi, stoktan düşülmesi ve kullanıldığının beyan edilmesi işlemlerinin önemli bir bölümü hekim dışındaki yetkilendirilmiş personel tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla doğrudan gerçekleştirmediğim ve fiilen denetleyemediğim işlemlerin doğruluğunu kişisel elektronik imzamla teyit etmemin istenmesi, mesleki görev ve sorumluluk sınırlarım bakımından sakıncalar doğurmaktadır.
Kaldı ki sarf malzemelerinin hastalarda fiilen kullanılıp kullanılmadığının geriye dönük olarak doğrulanabilmesi için hasta dosyalarının, ameliyat ve girişim kayıtlarının, hemşire gözlem formlarının, depo çıkış belgelerinin ve elektronik sistem kayıtlarının karşılaştırılmasını gerektirmektedir. Ancak sunduğum sağlık hizmetleri aktif olarak devam ederken bir aylık döneme ait çok sayıda kaydın incelenmesi ise fiilen mümkün değildir.
Bununla birlikte 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu uyarınca güvenli elektronik imzanın hukuki sonuçları dikkate alındığında, onayın yalnızca tıbbi işlemin tarafıma aidiyetini mi, yoksa sarf malzemesinin fiilen kullanıldığını, depo hareketlerini ve faturalandırma verilerinin doğruluğunu da mı kapsadığı önem taşımaktadır. Bakanlık yazısı ve SGK kılavuzunda, hekim dışındaki personel tarafından gerçekleştirilen bütün depo, stok ve faturalandırma işlemlerinin sorumluluğunun elektronik onayla hekime devredildiğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Öte yandan tarafıma yapılan sözlü bildirimlerde, onay işlemlerinin tamamlanmaması hâlinde faturaların SGK'ya gönderilemeyeceği, hastane gelirlerinin azalabileceği ve ek ödeme hak edişimin olumsuz etkilenebileceği ifade edilmiştir. Kurumun faturalandırma zorunluluğu, yeterli inceleme imkânı sağlanmadan elektronik onay verilmesini haklı kılamayacağı gibi, gelir ve ek ödeme kaybı ihtimalinin bu şekilde gündeme getirilmesi de idari baskı oluşturmaktadır.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyinin 22.09.2026 tarihli ve 3684/2026 sayılı yazısında da uygulamanın hekimlerin mesleki görev sınırları, elektronik imzanın hukuki sonuçları ve sağlık hizmetine ayrılan zaman bakımından doğurduğu sorunlara dikkat çekilmiştir. 1219 sayılı Kanun'un belirlediği hekimlik mesleğinin kapsamı, Anayasa'nın 18 ve 128. maddeleri ile idare hukukunun ölçülülük, hukuki güvenlik ve kamu yararı ilkeleri birlikte değerlendirildiğinde, uygulamanın mevcut yürütülüş biçiminin yeniden ele alınması gerektiği kanaatindeyim.
SONUÇ VE TALEP:
Yukarıda açıklanan nedenlerle; SGK MEDULA-Hastane sistemi üzerinden yürütülen hekim onay uygulamasının, 1219 sayılı Kanun kapsamında hekimlerin mesleki görev, yetki ve sorumluluk sınırları ile fiilî çalışma koşulları gözetilerek yeniden değerlendirilmesini talep ederim.
EKLER:
1. Sağlık Bakanlığının 22.12.2025 tarihli yazısı.
2. SGK Doktor Onay/Red İşlemleri Kılavuzu.
3. Türk Tabipleri Birliğinin 22.09.2026 tarihli yazısı.
4. Varsa başhekimlikçe iletilen yazılı bildirimler.