19 11 2014

Torba Yasa İle İlgili Basın Açıklamamız

BASIN AÇIKLAMASI 19 Kasım 2014


Hekimler Olarak Haykırıyoruz Ama Sesimizi Duymuyorlar, Duymak İstemiyorlar !

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Sağlıkta Torba Yasa olarak bilinen 6514 Sayılı Yasa’nın iptali için yapılan başvuruyu maalesef Anayasa Mahkemesi reddetti.

Böylece 1928 yılında çıkarılan ve hekimliği bir sanat olarak tanımlayan 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Tarzı İcrasına Dair Kanun’dan 86 yıl sonra, Sağlık Bakanlığı hekimin özlük haklarını elinden alan ve evrensel hekimlik değerlerine aykırı yeni bir kanuna daha imza attı.

“Tam gün” sonunda öğretim üyesi kiralamaya dönüştü !

“Halkımızı muayenehane çilesinden kurtaracağız” aldatmacasıyla muayenehaneleri kapattıran hükümet halkımızı özel hastanelere yönlendirirken Tıp Fakültelerinde görev yapan öğretim üyelerini özel hastanelere kiralayarak para kazanmanın derdine düştüler. Ne yazık ki hasta için, hekim için değil sadece sağlık sermayesi için iyilik düşündüler. Hekimin elini kolunu bağlayıp emeğini ucuzlatmak için yapmadıklarını bırakmadılar.

Kamu üniversitelerine sözleşmeli öğretim üyeliğini sokarak başka bir ayrımcılık ve huzursuzluk kanalı daha açtılar. Akademik unvanların anlamını bozdular, değersizleştirdiler. Sağlık Bakanlığı bünyesinde sözleşmeli olarak yöneticilik yapanların burada geçen sürelerini üniversitede geçmiş sayacak düzenleme yaptılar. Ders vermeden, araştırma yapmadan, öğrenci yetiştirmeden geçen süreleri üniversitede geçen süre saydılar. Bir grup yandaş bürokrata özel kayırmacı yasa çıkardılar, bunu da Anayasa'ya uygun buldular!

Afiliye ederek Sağlık Bakanlığına bağlayabilmek için, Üniversite hastanelerinin döner sermayelerini çökerttiler ve üniversite hastanelerini borç batağına sürüklediler. Türkiye’nin en önemli Tıp Fakültelerinden biri olan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nin dökülen hali dün medyaya yansıdı.

Üniversite ve Eğitim Araştırma hastanelerinde uzmanlık eğitimi almak için görev yapan asistan hekimler, poliklinik yükü, nöbet fazlalığı, konsültasyon hizmeti gibi işlere koşmakta, insanlık dışı koşullarda çalışmakta ve yeterli eğitim alamamaktadırlar.

Fiziki altyapısını ve öğretim üyesi kadrosunu oluşturmadan açtıkları Tıp Fakülteleri ile, kapasitelerinin çok üzerinde tıp öğrencisi kontenjanları ile Sağlık kalitesinin geleceğini tehlikeye attılar.

İnsanlık yararına hekimliği suç ilan ettiler !

Tüm dünyanın tepkisine rağmen hiçbir çıkar gözetmeden insanlık yararına yapılan gönüllü hekimlik faaliyetini suç haline getiren yasa yaptılar. Sağlık Bakanlığı'ndan "ruhsat" almadan yapılan hekimlik faaliyetleri  3 yıla kadar hapis ve 2 milyon TL'ye kadar para cezasıyla cezalandırılabilecek.

Komşunun hasta çocuğunu muayene etmek, akrabanın sırtını dinleyip ilaç yazmak suç sayılabilir! Yeni hekimlik dönemi belli oldu: Ne yaparsan yap, önce işletme ruhsatına bak!

Evrensel hekimlik ilkelerine, insan hakları ve hasta haklarına açık tehdit olan bu maddeyi bile Anayasa Mahkemesi'nin iptal etmemesi içinde bulunduğumuz ülke ortamı açısından düşündürücüdür.

Tüm bu yasalara rağmen, hekimliğin evrensel yasaları belli. Türkiye’de hekimler hasta yararını gözetir biçimde mesleklerini icra etmeye devam edecekler.

Aile hekimlerini görev tanımları dışında acil servislerde görevlendiren düzenlemeye gittiler. Kurum hekimlerinin zaten var olan ekonomik mağduriyetlerini derinleştirdiler. İşçi sağlığı hizmetlerinde sertifika ve eğitim gerekliliğinde gedik açtılar. İşçi ölümleriyle sicili bozuk ülkenin işçi sağlığını daha da fazla tehlikeye attılar. İşçi sağlığını taşeronlaştırdılar; patron kârını, işçi sağlığının önünde tuttular.

Hekimler olarak üzgünüz, kırgınız, öfkeliyiz. Hastalarımız için endişeliyiz. Ülkemizin durumunu ortaya seren bir hazin tabloyla daha karşı karşıyayız.

Umutsuz değiliz, kararlıyız. Doğrunun yanındayız. Sağlık hakkı, mesleğimiz ve emeğimizin karşılığı için hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz.