06 12 2024

SAĞLIK EYLEMERİNDE 4. GÜN

Değerli Meslektaşlarım, Değerli çalışma arkadaşlarım, Sevgili Vatandaşlar, Sağlık arayanlar

 

Sağlık sisteminin sıkıntıları hem biz çalışanlar için hem de hizmet alanlar için artık dayanılmaz hale gelmiştir.

Sağlık sistemini konuşurken, senin sorunun, benim sorunum yok.

Her Türk vatandaşının, her sağlık çalışanının ortak sorunundan bahsediyoruz. Amacımız da ortak, herkesin hızlı, kaliteli ve verimli bir sağlık hizmetine kavuşmasını, bu hizmeti verenlerin yeterli, kaliteli ve huzurlu koşullarda çalışmasını istiyoruz. Bunlar birbiriyle çelişen değil birbirini tamamlayan istekler.

2025 yılının sağlık bakanlığı bütçesi bu ay TBMM Sağlık Komisyonunda kabul edildi. Bütçe miktar olarak bir artışı ama gerçek fiyatlara göre bir düşüşü ifade ediyor. Ama bu düşüş şehir hastanelerine ödenecek kira ve hizmet bedelleri için geçerli değil. Milyarlarca lira süslü binalara, sağlıkla ilgili olmayan taşeron hizmetlere  harcanıyor.

Sağlık Bakanımızın bütçe görüşmelerinde söylediği süslü sözlerin sahada hiçbir anlamı yok. Kendi atadığı insanların görüşlerini almak için il il gezmesinin hiçbir anlamı olmadığını gibi.

Siz sahada çalışan insanların yasal temsilcileriyle masaya oturup ortak amacımıza nasıl ulaşırız diye sordunuz mu?

Sağlık Bakanlığı’nın 1,5 milyona yakın çalışanı var. Onların yaşadıklarını ve çözüm önerilerini dinlediniz mi?

 

Hastaneler yığınla insan dolu,  randevu almak bir dert, alsanız bile doktorla ancak 5 dakika görüşebiliyorsunuz.  Bu süre de ancak merhaba nasılsınız diyebilirsiniz. Bir ilaç yazdırmak için, basit bir rapor için bile hastaneye gitmek zorundasınız. Reçeteyi alsanız bile eczanede ne kadar fark çıkacağını bilemezsiniz. Birçok kişi çıkan farka parası yetmediği için ilaçlarını alamıyor. Hele emekliler, yaşları itibariyle en çok ilaca ihtiyaç duyan ve en çok mağdur olan insanlar.

Bu durumun çözümü Aile Hekimliği sisteminde.

Ama masa başında oturanlar her gün yeni bir düzenleme, her gün yeni bir kural ile sanki bir yap boz oyuncağı misali özlük haklarımızla, çalışma hayatımızla, kurumlarımızla, hastalarımızla oyun oynuyorlar.

Bizler sahada çalışanlar bu sorunların nasıl çözüleceğini biliyoruz. Ama yöneticilerin yapılan bütün önerilere kulakları tıkalı. Birliğimize, mesleğimize, seçtiklerimize karşı, saygısız bir kayıtsızlık içindeler.

 

En son marifetleri yürürlüğe koydukları yeni Aile Hekimliği Sözleşme Yönetmeliği.

Bu yönetmelik alanda çalışanları temsil eden hiçbir kurumun görüşü dikkate alınmadan, yapılan uyarılara, önerilere rağmen uygulamaya konulmuştur.

·         Bu yönetmelik Aile hekimliğinde hasta-doktor ilişkisini paraya dönüştürmektedir.

·         Aile Hekimliğinde de paralı hizmetlerin öncüsüdür.

·         Aile hekimlerinin antibiyotik, ağrı kesici, mide koruyucu gibi standart ilaçlarda bile doktorluk hakları ellerinden alınmaktadır

·         Maddi ve manevi olarak hakaret derecesinde koşullarla sözleşmeler dayatılarak iş güvenceleri ortadan kaldırılmıştır.

 

2-6 Aralık eylemlerinin odağında Aile hekimleri için getirilen yeni düzenleme olabilir, fakat getirilen düzenlemenin felsefesi, getiriliş şekli nasıl bir anlayışla karşı karşıya olduğumuz net olarak göstermektedir.

 

Bizler

Her gün şiddet tehdidi altında çalışıyoruz

Parça parça her ay belirsiz bir gelire mahkûm ediliyoruz

Emeklilik haklarımız bizi ölene kadar çalışmaya zorluyor

Her gün insan haklarına aykırı bir iş yüküyle boğuşuyoruz

Üniversiteleri sürekli bir borç yükü altında eziyorlar

Tıp Doktoru, Öğretim Üyelerinin özlük hakları yetiştirdikleri öğrencilerin gerisinde

Tıp eğitiminin kalitesiyle ilgili hiçbir kaygıları yok

Uzmanlık eğitimini içinden çıkılmaz hale getirdiler

Ülkemizin en başarılı öğrencilerinin iyi eğitim alma haklarını ellerinden aldılar

Sanki birileri kalitesiz doktor yetiştirilsin diye elinden geleni yapıyor

 

Problemlerimizi bugün sizlere aktarmak için bu meydandayız. Çünkü Sağlık Bakanlığı’nda karşımızda muhatap bulamıyoruz. İnanın bizleri mesleğimizi yapmaktan bezdirdiler. Birçok meslektaşımızı ya mesleği bırakıyor ya da yurtdışında gelecek arıyor.

Bu kararları verenlerin dikkate aldıkları tek şey yapılanlara karşı gelen tepkinin miktarı. Bu çok aciz bir davranış. Düşündüklerini, konuyu bilen insanlarla tartışmaktan korkuyorlar.

Sağlık Bakanlığı Yöneticilerine sesleniyorum:

Sizin yetersizliğinizin sorumlusu biz değiliz.

Biz sahada çalışanlar, sorunların nasıl çözülebileceğini biliyoruz

Örgütlerimiz diyalog kurmaya, önerileri tartışmaya hazır

Hem çözüm üretemiyor hem önerileri dinlemiyor hem de yaşananlara gözlerinizi kapatıyorsanız, lütfen yerinizi bu işi yapabilenlere bırakın.

 

Burada bizleri yalnız bırakmayan herkese, sivil toplum temsilcilerimize ve …………teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.