Sayın Milletvekillerim, Değerli Meslektaşlarım, Değerli çalışma arkadaşlarım, Diş hekimleri, Hemşireler, Ebeler, Teknisyenler, Teknikerler, İşçiler, memurlar
Bizler, sayısı 1,5 milyona yaklaşan dev bir aileyiz.
Sağlık sisteminin sıkıntıları hem biz çalışanlar için hem de hizmet alanlar için artık dayanılmaz hale gelmiştir.
Nerede çalışırsanız çalışın, ne kadar kıdeminiz olursa olsun, siz ve çalışma arkadaşlarınız bu sıkıntıların dışında değilsiniz.
Masa başında oturanlar her gün yeni bir düzenleme, her gün yeni bir kural ile sanki bir yap boz oyuncağı misali özlük haklarımızla, çalışma hayatımızla, kurumlarımızla, hastalarımızla oyun oynuyorlar.
Sistemin sağlıklı işlemesi için yapılan bütün önerilere kulakları tıkalı. Birliğimize, mesleğimize, seçtiklerimize karşı, saygısız bir kayıtsızlık içindeler.
En son marifetleri yürürlüğe koydukları yeni Aile Hekimliği Sözleşme Yönetmeliğidir.
Bu yönetmelik alanda çalışanları temsil eden hiçbir kurumun görüşü dikkate alınmadan, yapılan uyarılara, önerilere rağmen uygulamaya konulmuştur.
· Bu yönetmelikle Aile hekimliğinde hasta-doktor ilişkisi tamamen paraya endeksli hale getirilmektedir
· Aile hekimlerinin antibiyotik, ağrı kesici, mide koruyucu gibi standart ilaçlarda bile doktorluk hakları ellerinden alınmaktadır
· Kendi kurguladıkları sağlık sisteminin yarattığı problemlerin yönetmelikte ceza maddesi olarak Aile hekimlerinin sırtına yıkılmaktadır.
· Maddi ve manevi olarak hakaret derecesinde koşullarla sözleşmeler dayatılarak iş güvencesi ortadan kaldırılmıştır.
Halbuki
· Aile hekimlerinin özlük hakları, çalıştırdığı kişiler yönünden statüsü, emeklilik yönünden geleceği belirsizdir
· Üzerlerine düşen nüfus nedeniyle aşırı iş yükünün altında ezilmektedirler
· Çalıştıkları ortamlar, binalar, gezici hizmet üniteleri acınacak haldedir.
Gerçek sorunların adı bile geçmemektedir.
2-6 Aralık eylemlerinin odağında Aile hekimleri için getirilen yeni düzenleme olabilir, fakat getirilen düzenlemenin felsefesi, getiriliş şekli nasıl bir anlayışla karşı karşıya olduğumuz net olarak göstermektedir.
Bundan sonraki düzenlemelerin sırayla devlet ve üniversite hastaneleri için olacağı açıkça ifade edilmiştir.
Hepimiz bir bütünün parçasıyız,
Her gün şiddet tehdidi altında çalışıyoruz
Parça parça her ay belirsiz bir gelire mahkûm ediliyoruz
Depreme dayanıksız binaların içinde hastalarımızla birlikte ölümü bekliyoruz,
Emeklilik haklarımız bizi ölene kadar çalışmaya zorluyor
Her gün insan haklarına aykırı bir iş yüküyle boğuşuyoruz
Ne zaman geleceği belli olmayan adaletsiz görevlendirmelerin tehdidi altındayız
Problemlerimizi bugün, burada, Sağlık Müdürlüğü’nün önünde hep beraber dile getiriyoruz. Bizleri mesleğimizi yapmaktan bezdirdiler. Birçok meslektaşımızı ya mesleği bırakıyor ya da yurtdışında gelecek arıyor.
Bu kararları verenlerin dikkate aldıkları tek şey yapılanlara karşı gelen tepkinin miktarı. Bu çok aciz bir davranış. Düşündüklerini, konuyu bilen insanlarla tartışmaktan korkuyorlar. Ancak koltuklarını kaybetme olasılığı ortaya çıkarsa sinip bekliyorlar. Ta ki yeni bir fırsat bulana kadar.
Bu yüzden buradayız.
Güçlü olduğumuzu göstermek için,
Birbirimizi yalnız bırakmadığımız için.
Elimizdeki tek gerçek dayanak birlik olabilme şansımızdır.
Birbirimizden başka kimsemiz yok.
Sağlık çalışanları bir ve bir arada olduğu zaman kimse kafasına göre at oynatamaz.
Sağlık Bakanlığı Yöneticilerine sesleniyorum:
Sizin yetersizliğinizin sorumlusu biz değiliz.
Biz sahada çalışanlar, sorunların nasıl çözülebileceğini biliyoruz
Örgütlerimiz diyalog kurmaya, önerileri tartışmaya hazır
Hem çözüm üretemiyor hem önerileri dinlemiyor hem de yaşananlara gözlerinizi kapatıyorsanız, lütfen işinizi yapabilecek olanlara devredin.
Burada bizleri yalnız bırakmayan herkese, sivil toplum temsilcilerimize ve milletvekillerimize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.