15 04 2021

Yaşam Hakkımızdan Vazgeçmiyoruz Ölümleri Durdurun

Yaşam Hakkımızdan Vazgeçmiyoruz

Ölümleri Durdurun

 

13 Nisan Çarşamba günü açıklanan iki haftalık “kısmi kapanma” 1 Mart’tan bu yana uygulanan ve yeterli “kontrolü yapılamayan normalleşme” halinin başarılı olmadığının bir ifadesidir. Yeni kısıtlamalar adı altında alınan önlemler de, ölümleri durdurmayacak, sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorlu koşulları maalesef değiştirmeyecektir.

Pandemi yoksulları ve işçileri vurmaktadır. Her gün bir uçak dolusu yurttaşımızı toprağa veriyoruz. Her gün yurttaşların onbinlercesini hasta eden pandemiyle ve pandeminin iyi yönetilememesiyle karşı karşıyayız. Bilimin, meslek örgütlerinin sesine kulak verilmeli,  kapitalistik ekonomik çıkarlar insan hayatının önüne geçmemelidir. Bir atasözümüzde dendiği gibi Cana geleceğine mala gelsin denmelidir hatta.  

Yaşadıklarımız, Gabriel Garcia Marquez’in “Kırmızı Pazartesi” romanındaki gibi her şeyin herkesin gözü önünde olmasını andırıyor. Böyle olacağını başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere bütün yönetenler biliyordu. Ancak tüm uyarılara rağmen gereken önlemleri almakta gecikmeler başta can kayıpları olmak üzere maddi ve manevi kayıplara neden oldu. Baştan beri SALGINı yönetmek biraz ALGIyı yönetmeye çalışmakla birlikte götürülüyor.

Bir yıldır her zaman olduğu gibi mesleğimizin ve meslek örgütümüzün üzerimize yüklediği sorumlulukla söylenmeyeni söylemeye, görünmeyeni görünür kılmaya çalıştık. Halk sağlığını önceleyen bilimsel bilgiler ışığında salgının ilk gününden itibaren yetkilileri uyarmaya çalıştık, medya aracılığıyla uyardık yapılması gerekenleri söyledik ama sesimizi duyuramadık.

Bugün buradayız çünkü duymama görmeme şansınız yok, bugün buradayız çünkü ölümleri görmeye tahammülümüz kalmadı, meslektaşlarımızın tükendiğine tanıklık etmeye tahammülümüz kalmadı! 

Bugün geldiğimiz noktada, eksik, yanlış, tutarsız salgın yönetimi neticesinde kontrol altına alınamayan COVID-19 pandemisi üçüncü ve en büyük pikini yapıyor. Günlük vaka sayıları 63 bine dayandı, can kayıpları gerçek rakamların ancak üçte birini yansıtan resmi rakamlarda bile 250’yi aştı.

Ülke genelinde hastanelerimiz COVID-19 hastalarıyla doluyor, yeni açılan servisler dahi ihtiyacı karşılamaya yetmiyor, yoğun bakımlarda yer bulunamıyor. Her gün çaresizlik içinde yeni ölümlere tanıklık etmekten tükeniyoruz. Bu tablodan sadece COVID-19 hastaları değil, COVID-19 dışı hastalarımız da mağdur oluyor, ertelenemez sağlık sorunları için gereken hizmete ulaşamıyorlar.

 

Artık Yeter Diyelim!

Bu kâbusu hep birlikte durduralım.

Türk Tabipleri Birliği olarak bugün, bu saatte sağlık çalışanları olarak iktidarı uyarmak, topluma çağrıda bulunmak için “YAŞAM HAKKIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ! Ölümleri Durdurun!” diyoruz.

TTB ve Denizli TO olarak bir kere daha uyarıyoruz: Her gün yüzlerce insanımızı kaybettiğimiz son durumda acil adımlar atılmalıdır:

 

         Mevcut sağlık politikalarının başarısız yönleri görülmeli; sağlığa bütüncül bakan toplum ve sağlık örgütlerinin katılımıyla dayanışma içerisinde yeni bir sağlık sistemi kurulmalıdır.

 

         Pandemi ile mücadelede, ivedi olarak geniş katılımlı yerel pandemi kurullarının yetkileri genişletilmelidir. Bu kurullara yerel yönetimler, sağlık emek ve meslek örgütleri ve toplum dahil edilmelidir.

 

         Bilimsel kriterlere uygun filyasyon çalışmalarına ile salgının ilk kaynağına ulaşılmalı, bireyler hastalanmadan veya hastaneye gelmeden gerekli adımlar atılmalıdır.

 

         Çalışanlar sosyal ve ekonomik hiçbir kayba uğratılmadan; AVM, fabrika, lokanta, atölye, şantiye gibi kalabalık ve kapalı alanlar derhal kapatılmalıdır. En az 14 gün, tercihen 28 gün zorunlu üretim alanları dışında çalışanlar hiçbir şekilde mağdur edilmeden çarklar durdurulmalıdır. Zorunlu üretim alanlarında çalışanlar için işyerine ulaşmada ve iş yerlerinde fiziksel önlemler alınmalı, dönüşümlü çalışma modelleri ile çalışma ortamlarında bulunan sayısı azaltılmalıdır.

 

         Uluslararası dolaşım en aza indirgenmeli ve yalnızca çok gerekli şartlarda olmalı, yurtdışı seyahatlerinde 14 gün karantina uygulanmalıdır.

 

         Aşılamada hedef toplumsal bağışıklık olmalıdır. Etkili bir aşılama programı uygulanmalıdır. Aşı temini ile ilgili süreç şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmalı, toplumun önüne net bir aşı takvimi konulmalıdır. Mevcut durumda hızlı aşılama salgınla mücadelenin en önemli parçasıdır. Aşıda patenti ortadan kaldıracak uluslararası adımlar atılmalıdır.

 

         Sağlık çalışanlarının mevcut pandeminin yükü yanında yönetsel kayıtsızlık nedeniyle daha da tükendiği görülmelidir. COVID-19’un meslek hastalığı kabul edilmesi gibi basit bir adımın bile atılmaması halen bir büyük bir eksikliktir. Bugün 130’dan fazla ülkede COVİD-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmiştir. Sağlık çalışanları artık dinlenebilmeli ve özlük haklarını özgürce kullanabilmelidir.

 

Bilim insanlarına çağrımızdır: Verilerin kamuoyu ile paylaşılmadığı, bağımsız bilimsel çalışmaların engellendiği şartlarda sınırlı sayıda da olsa eldeki mevcut verileri ile ülkenin, bölgelerin, risk gruplarının özgün durumlarının gösterilmesi gerekir. Bilimin gerektyirdiği dürüstlük ve açıklık içinde cesurca gerçekleri aydınlatıcı çalışmalar yapmalıdırlar. Bilim insanları yayın üretme konusunda Bakanlığın çizdiği çerçevenin dışına çıkmalıdır; TTB bilimsel sorumluluğu almaya hazırdır.

 

Topluma çağrımızdır: Sosyal haklarımızın korunması; temel gıda, su, ısınma, barınma, temizlik ihtiyaçlarınızın karşılanması salgınla mücadelede yönetim erkinin görevidir.

Temiz hava, güneş ve fiziksel hareketliliğinizi sağlayacak alanlar ve düzenlemeler organize etmek yine iktidarın sorumluluğundadır.

Ekonomik çıkarlar için sağlığımızı önemsemeyen işyeri ortamlarına gitmemeyi talep etmek en doğal sağlık hakkı talebimizdir. Hareketliliği azaltıp bulaşı önlememiz için ekonomik destek, zamanında aşılanma, şeffaf bilgi edinme yurttaşlık haklarımızdır.

Uyarılara rağmen yanlış sağlık politikalarında ısrar edilmesi, yeni can kayıplarına onay vermek anlamına gelecektir.

 Toplumun ve sağlık çalışanlarının canını ve sağlığını riske atan vurdumduymazlığına daha fazla tahammülümüz kalmamıştır.

 

Siyasi ve ekonomik çıkarları değil insanı önceleyin!

 

Artık tükendik, söylenecek sözümüzü tükettik. Çığlığımızla buradayız!

Bu çığlık hepimizin!

 

Kamuoyuna ve basına saygılarımızla duyururuz.

Türk Tabipleri Birliği

Türk Dişhekimleri Birliği

Türk Eczacıları Birliği

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası

Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası

Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği

Türk Hemşireler Derneği