Yaşam Hakkımızdan
Vazgeçmiyoruz
Ölümleri Durdurun
13 Nisan Çarşamba günü açıklanan iki haftalık “kısmi
kapanma” 1 Mart’tan bu yana uygulanan ve yeterli “kontrolü yapılamayan
normalleşme” halinin başarılı olmadığının bir ifadesidir. Yeni kısıtlamalar adı
altında alınan önlemler de, ölümleri durdurmayacak, sağlık çalışanlarının
karşılaştığı zorlu koşulları maalesef değiştirmeyecektir.
Pandemi yoksulları ve işçileri
vurmaktadır. Her gün bir uçak dolusu yurttaşımızı toprağa veriyoruz. Her gün
yurttaşların onbinlercesini hasta eden pandemiyle ve pandeminin iyi yönetilememesiyle
karşı karşıyayız. Bilimin, meslek örgütlerinin sesine kulak verilmeli, kapitalistik ekonomik çıkarlar insan hayatının
önüne geçmemelidir. Bir atasözümüzde dendiği gibi Cana geleceğine mala gelsin
denmelidir hatta.
Yaşadıklarımız, Gabriel Garcia
Marquez’in “Kırmızı Pazartesi” romanındaki gibi her şeyin
herkesin gözü önünde olmasını andırıyor. Böyle olacağını başta Sağlık Bakanlığı
olmak üzere bütün yönetenler biliyordu. Ancak tüm uyarılara rağmen gereken
önlemleri almakta gecikmeler başta can kayıpları olmak üzere maddi ve manevi
kayıplara neden oldu. Baştan beri SALGINı yönetmek biraz ALGIyı
yönetmeye çalışmakla birlikte götürülüyor.
Bir yıldır her zaman
olduğu gibi mesleğimizin ve meslek örgütümüzün üzerimize yüklediği sorumlulukla
söylenmeyeni söylemeye, görünmeyeni görünür kılmaya çalıştık. Halk sağlığını
önceleyen bilimsel bilgiler ışığında salgının ilk gününden itibaren yetkilileri
uyarmaya çalıştık, medya aracılığıyla uyardık yapılması gerekenleri söyledik
ama sesimizi duyuramadık.
Bugün buradayız çünkü
duymama görmeme şansınız yok, bugün buradayız çünkü ölümleri görmeye
tahammülümüz kalmadı, meslektaşlarımızın tükendiğine tanıklık etmeye
tahammülümüz kalmadı!
Bugün geldiğimiz noktada, eksik,
yanlış, tutarsız salgın yönetimi neticesinde kontrol altına alınamayan COVID-19
pandemisi üçüncü ve en büyük pikini yapıyor. Günlük vaka sayıları 63 bine dayandı, can kayıpları gerçek
rakamların ancak üçte birini yansıtan resmi rakamlarda bile 250’yi aştı.
Ülke genelinde hastanelerimiz
COVID-19 hastalarıyla doluyor, yeni açılan servisler dahi ihtiyacı karşılamaya
yetmiyor, yoğun bakımlarda yer bulunamıyor. Her gün çaresizlik içinde
yeni ölümlere tanıklık etmekten tükeniyoruz. Bu tablodan sadece
COVID-19 hastaları değil, COVID-19 dışı hastalarımız da mağdur oluyor,
ertelenemez sağlık sorunları için gereken hizmete ulaşamıyorlar.
Artık Yeter
Diyelim!
Bu kâbusu hep birlikte
durduralım.
Türk Tabipleri Birliği olarak
bugün, bu saatte sağlık çalışanları olarak iktidarı uyarmak, topluma çağrıda
bulunmak için “YAŞAM HAKKIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ! Ölümleri
Durdurun!” diyoruz.
TTB ve Denizli TO olarak
bir kere daha uyarıyoruz: Her gün yüzlerce insanımızı kaybettiğimiz son durumda
acil adımlar atılmalıdır:
Mevcut sağlık
politikalarının başarısız yönleri görülmeli; sağlığa bütüncül bakan toplum ve
sağlık örgütlerinin katılımıyla dayanışma içerisinde yeni bir sağlık sistemi
kurulmalıdır.
Pandemi ile mücadelede,
ivedi olarak geniş katılımlı yerel pandemi kurullarının yetkileri
genişletilmelidir. Bu kurullara yerel yönetimler, sağlık emek ve meslek
örgütleri ve toplum dahil edilmelidir.
Bilimsel kriterlere
uygun filyasyon çalışmalarına ile salgının ilk kaynağına ulaşılmalı, bireyler
hastalanmadan veya hastaneye gelmeden gerekli adımlar atılmalıdır.
Çalışanlar sosyal ve
ekonomik hiçbir kayba uğratılmadan; AVM, fabrika, lokanta, atölye, şantiye gibi
kalabalık ve kapalı alanlar derhal kapatılmalıdır. En az 14 gün, tercihen 28
gün zorunlu üretim alanları dışında çalışanlar hiçbir şekilde mağdur edilmeden
çarklar durdurulmalıdır. Zorunlu üretim alanlarında çalışanlar için işyerine
ulaşmada ve iş yerlerinde fiziksel önlemler alınmalı, dönüşümlü çalışma
modelleri ile çalışma ortamlarında bulunan sayısı azaltılmalıdır.
Uluslararası dolaşım
en aza indirgenmeli ve yalnızca çok gerekli şartlarda olmalı, yurtdışı
seyahatlerinde 14 gün karantina uygulanmalıdır.
Aşılamada hedef
toplumsal bağışıklık olmalıdır. Etkili bir aşılama programı uygulanmalıdır. Aşı
temini ile ilgili süreç şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmalı, toplumun
önüne net bir aşı takvimi konulmalıdır. Mevcut durumda hızlı aşılama salgınla
mücadelenin en önemli parçasıdır. Aşıda patenti ortadan kaldıracak uluslararası
adımlar atılmalıdır.
Sağlık çalışanlarının
mevcut pandeminin yükü yanında yönetsel kayıtsızlık nedeniyle daha da tükendiği
görülmelidir. COVID-19’un meslek hastalığı kabul edilmesi gibi basit bir adımın
bile atılmaması halen bir büyük bir eksikliktir. Bugün 130’dan fazla ülkede
COVİD-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmiştir. Sağlık çalışanları artık
dinlenebilmeli ve özlük haklarını özgürce kullanabilmelidir.
Bilim insanlarına
çağrımızdır: Verilerin kamuoyu ile paylaşılmadığı, bağımsız bilimsel
çalışmaların engellendiği şartlarda sınırlı sayıda da olsa eldeki mevcut
verileri ile ülkenin, bölgelerin, risk gruplarının özgün durumlarının
gösterilmesi gerekir. Bilimin gerektyirdiği dürüstlük ve açıklık içinde cesurca
gerçekleri aydınlatıcı çalışmalar yapmalıdırlar. Bilim insanları yayın üretme
konusunda Bakanlığın çizdiği çerçevenin dışına çıkmalıdır; TTB bilimsel sorumluluğu
almaya hazırdır.
Topluma çağrımızdır: Sosyal
haklarımızın korunması; temel gıda, su, ısınma, barınma, temizlik
ihtiyaçlarınızın karşılanması salgınla mücadelede yönetim erkinin görevidir.
Temiz hava, güneş ve fiziksel
hareketliliğinizi sağlayacak alanlar ve düzenlemeler organize etmek yine
iktidarın sorumluluğundadır.
Ekonomik çıkarlar için
sağlığımızı önemsemeyen işyeri ortamlarına gitmemeyi talep etmek en doğal
sağlık hakkı talebimizdir. Hareketliliği azaltıp bulaşı önlememiz için ekonomik
destek, zamanında aşılanma, şeffaf bilgi edinme yurttaşlık haklarımızdır.
Uyarılara rağmen
yanlış sağlık politikalarında ısrar edilmesi, yeni can kayıplarına onay vermek
anlamına gelecektir.
Toplumun ve
sağlık çalışanlarının canını ve sağlığını riske atan vurdumduymazlığına daha
fazla tahammülümüz kalmamıştır.
Siyasi ve ekonomik
çıkarları değil insanı önceleyin!
Artık tükendik, söylenecek
sözümüzü tükettik. Çığlığımızla buradayız!
Bu çığlık hepimizin!
Kamuoyuna ve basına
saygılarımızla duyururuz.
Türk Tabipleri Birliği
Türk Dişhekimleri Birliği
Türk Eczacıları Birliği
Sağlık ve Sosyal Hizmet
Emekçileri Sendikası
Devrimci Sağlık İşçileri
Sendikası
Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve
Teknikerleri Derneği
Türk Hemşireler
Derneği