14
MART TIP HAFTASI
DENİZLİ
TABİP ODASI BASIN BİLDİRİSİ
PANDEMIDE KAYBETTIĞIMIZ SAĞLIK ÇALIŞANLARINI
SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYOR, KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİN ÖNCELENMSİNİ, TEDAVİ
EDİCİ SAĞLIK HİZMETLERİNİN HERKESE EŞİT ULAŞTIRILMASINI TALEP EDİYORUZ.
Pandeminin birinci yılında;
Çin’in Wuhan eyaletinde 11 Aralık 2019’da ortaya çıkan ve
tüm dünyaya yayılan Sars-CoV-2 virüs enfeksiyonu kısa sürede DSÖ tarafından
küresel alarm verilerek pandemi ilan edilmişti.
Ülkemizde ilk vaka 11 Mart günü açıklanmıştır. Pandeminin
başlangıcından bugüne kadar 120 milyona yakın kişi hastalanmış, 2,6 milyonun
üzerinde insan ise ölmüştür.
Virüsün ülkemize daha geç gelmesi iyimser bir hava yaratsa
da gerekli önlemlerin zamanında alınamaması, gerçek verilerin tam olarak toplumla
paylaşılmaması söz konusu olmuştur.
Haziran 2020 tarihinde önlemlerin azaltılması aşamasında
halkın da yorulması ile birlikte tümüyle kontrolden çıkan bir hareketlilik
olmuş, bu nedenle yaz aylarında hastalık giderek yayılmış ve Eylül, Ekim, Kasım
2020 aylarında ilimiz en yüksek hastalık rakamlarının görüldüğü iller arasında
yer almıştır.
Bugüne kadar ülkemizde 2,8 milyonu bulan kişi hastalanmış,
ölüm sayısı resmi rakamlarla 30 bine ulaşmıştır.
Yitirdiğimiz 385 sağlık emekçisi ile dünyadaki en yüksek kayıp rakamlarına
ulaştı. Hepsini bugün saygı, sevgi ve
özlemle anıyoruz.
Neoliberal özelleştirmeci sağlık politikalarının sonucu
olarak koruyucu sağlık hizmetleri neredeyse uygulanamaz hale gelmiş, Pandemi
dünyada artmış, birçok ülkede sağlık sistemi iflas etmiş, bugünkü acı tablo ile
karşı karşıya kalınmıştır.
Bir yıllık sürede sosyal ve ekonomik destek ile toplumsal
hareketliliğin kısıtlanması maalesef sağlanmamış, aktif sürveyans ve filyasyon eksiklikleri
yanısıra, endikasyonu olan herkese dahi test yapılmamıştır.
Kasım-Aralık aylarında ise tüm servis ve yoğun bakım
yatakları dolmuş, ilave yataklar oluşturulmuş, sağlık sistemi çok zorlanmış, ancak
sağlık emekçilerinin özverili ve canla başla çalışması sonucu tablonun
olabildiği kadar kötüleşmesi önlenmeye çalışılmıştır.
Pandemi ülkemizde ve dünyada eşitsizlikleri gözler önüne
sermiş ve artırmış, en fazla yoksul, işçi, işsiz, dar gelirli kesim hastalanmış
veya ölmüştür. Ayrıca ekonomik durumları her gün el emeğiyle çalışarak hayatını
kazanmak zorunda oluşa bağlı insanlarımızda ciddi ekonomik, sosyal ve
psikolojik sorunlara yol açacak boyutlara ulaşmıştır.
Pandemi, Sağlık Bakanlığı
otoriteleri yanı sıra, üniversiteler ve meslek örgütlerince ortak akılla daha
iyi çözülebilecektir. Odamız bu konuda her türlü desteğe hazır olduğunu resmi
makamlara da her zaman iletmiştir. Bu anlamda ilimizde Odamız tarafından Sağlık
Müdürlüğümüz, Valilik makamı ve diğer kuruluşlarla iletişim sürdürüle gelmiştir.
Sağlık Bakanlığı’nın Bilim Kurulu yapılanması olumlu olmasına
karşın başta Türk Tabipleri Birliği olmak üzere tüm sağlık meslek ve emek
örgütlerini sürece dahil etmemesi, bilgi paylaşmaması ve şeffaf olmaması büyük bir
eksiklik olmuştur.
Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının özverili
çalışmalarına karşılık salgının başlangıcından itibaren Sağlık Bakanlığı
tarafından yeterince korunamama, salgını yönetmedeki başarısızlıklar sonucunda
150 binden fazla sağlık çalışanı hastalanmış, 153’ü hekim olmak üzere 385’i
vefat etmiştir. Ağır çalışma koşulları
hekim ve sağlık çalışanlarında tükenmişlik yaratmıştır. İnsan hakları ve
Uluslararası Çalışma Haklarına aykırı olarak emeklilik, izin ve istifa hakları
ellerinden alınan sağlık çalışanlarının özlük hakları ve çalışma koşulları
pandemi süresince kötüleşmiştir.
Aşılama ile pandemiye karşı en etkili önlem alınabilmesi söz
konusudur. Bu anlamda bugün için sağlık çalışanlarımız aşılanmıştır. 65 yaş
üstü yaşlı nüfusun ise henüz tamamı aşılanabilmiş durumda değildir. Toplumun
%10 kadarı ilk aşısını %2 kadarı da ikinci aşısını olabilmiştir ve aşı
temininde güçlük olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda da şeffaflığa ve doğru
bilgiye ihtiyaç vardır.
Epidemiyolojik olarak (salgın bilimi) pandemiye karşı
toplumun önüne barikat kurulması için toplumun %65 kadarının aşılanması gerekirken
henüz %2 kadarı aşılanabildiğine göre hastalık halen aramızda dolaşıyor
demektir.
Ekonomik ve sosyal gerekçelerle basamaklı olarak Normalleşme
kararı alınsa da kısa süreli periyodlarla durum değerlendirilmeli, gerekirse
önlemlere, kısıtlamaya ve kapanmaya dönülmelidir. Aksi takdirde Haziran 2020’de
alınan normalleşme kararı sonrası yaşanan trajedi ile tekrar karşı karşıya
kalınacaktır.
Dünyada ve ülkemizde varyant virüs artışı hızla devam
etmektedir. Son açıklanan haritada ülkemizin yarısından fazlası çok yüksek risk
ve yüksek risklidir, yeni tedbirler alınması gerekir ve bu bölgelerde
normalleşme ertelenmelidir. Aksi takdirde, bu ne yazık ki tüm topluma yeni bir
pandemi artışı olarak yansıyacak, insan kayıplarımız artacaktır.
Sağlık Bakanlığına çağrımız, kamusal ve toplumcu bir sağlık
sisteminin gerekliliği ile; işçilerin, işsizlerin, yoksulların, esnafın
yaşamlarının ve sağlıklarını olumsuz etkilenmesini engelleyecek kararlar
alınması, destekler sunulmasıdır.
Toplumsal hareketliliğe ve iller arası geçişlere, illere
göre varyant virüs analizi yapılıp yeterli test ile uygun izolasyon önlemleri
alınarak epidemiyoloji bilimi ışığında düzenleme getirilmeli, aşı doz ve hız
oranı arttırılarak toplumsal bağışıklık hızla sağlanmalıdır.
Sağlık çalışanları aşılama
programında ilk sırada aşılanmıştır. Bunu nedeni toplumu korumak için sağlık
çalışanlarının öncelikle korunması stratejisidir. Bu doğru bir önlemdir ve
sağlık çalışanları için COVID-19 hastalığa yakalanma riskinin yaptığı meslekten
ötürü yüksek oluşundandır. Bu nedenle aslında aşılamanın öncelikle sağlık
çalışanlarına yapılması Sağlık Bakanlığınca bizler için bu hastalığın bir
meslek hastalığı olduğunun da kabulü anlamına gelir.
Pandemi sürecinde çok yorulan,
tükenme sendromu yaşayan, toplum geneline göre çok daha yüksek oranlarda
hastalanan ve hayatını kaybeden hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımızın özlük
haklarının iyileştirilmesini, uğradıkları şiddete karşı önlemler alınmasını,
doğal ve herkesçe kabul edilen COVID-19’un meslek hastalığı olarak kabul
edilmesini yetkililerden tekrar talep ediyoruz.
14
Mart’ta Taleplerimiz:
●
COVID-19
meslek hastalığıdır, TTB’nin önerdiği yasa tasarısının kabul edilmesi,
●
Toplumsal
sağlık için güçlü ve etkin birinci basamak sağlık örgütlenmesi sağlanması,
●
Yeni
ve etkili “Sağlıkta Şiddet Yasası” çıkarılması, yasa maddelerinin Türk
Ceza yasanın içine yerleştirilerek ceza maddelerin uygulanabilmesinin
sağlanması
●
Emekliliğimize de
yansıyacak temel ücret ile ekonomik ve özlük haklarımızın iyileştirilmesi.
●
Özgür
ve bilimsel çalışma ortamı için meslek örgütlerine ortam sağlanması,
Sağlık emek meslek örgütleri, tabip
odaları ve hekimler olarak 14 Mart Tıp Haftası’nda sağlık ortamının tüm
olumsuzluklarına rağmen “Yitirdiklerimiz gönlümüzde, taleplerimiz
dilimizde” diyoruz.
Denizli
Tabip Odası Yönetim Kurulu
11
MART 2021