11 03 2021

14 MART TIP HAFTASI DENİZLİ TABİP ODASI BASIN BİLDİRİSİ

 

14 MART TIP HAFTASI

DENİZLİ TABİP ODASI BASIN BİLDİRİSİ

PANDEMIDE KAYBETTIĞIMIZ SAĞLIK ÇALIŞANLARINI SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYOR, KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİN ÖNCELENMSİNİ, TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK HİZMETLERİNİN HERKESE EŞİT ULAŞTIRILMASINI TALEP EDİYORUZ.

Pandeminin birinci yılında;

Çin’in Wuhan eyaletinde 11 Aralık 2019’da ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan Sars-CoV-2 virüs enfeksiyonu kısa sürede DSÖ tarafından küresel alarm verilerek pandemi ilan edilmişti.  

Ülkemizde ilk vaka 11 Mart günü açıklanmıştır. Pandeminin başlangıcından bugüne kadar 120 milyona yakın kişi hastalanmış, 2,6 milyonun üzerinde insan ise ölmüştür.

Virüsün ülkemize daha geç gelmesi iyimser bir hava yaratsa da gerekli önlemlerin zamanında alınamaması, gerçek verilerin tam olarak toplumla paylaşılmaması söz konusu olmuştur.

Haziran 2020 tarihinde önlemlerin azaltılması aşamasında halkın da yorulması ile birlikte tümüyle kontrolden çıkan bir hareketlilik olmuş, bu nedenle yaz aylarında hastalık giderek yayılmış ve Eylül, Ekim, Kasım 2020 aylarında ilimiz en yüksek hastalık rakamlarının görüldüğü iller arasında yer almıştır.

Bugüne kadar ülkemizde 2,8 milyonu bulan kişi hastalanmış, ölüm sayısı resmi rakamlarla 30 bine ulaşmıştır. Yitirdiğimiz 385 sağlık emekçisi ile dünyadaki en yüksek kayıp rakamlarına ulaştı.  Hepsini bugün saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.

Neoliberal özelleştirmeci sağlık politikalarının sonucu olarak koruyucu sağlık hizmetleri neredeyse uygulanamaz hale gelmiş, Pandemi dünyada artmış, birçok ülkede sağlık sistemi iflas etmiş, bugünkü acı tablo ile karşı karşıya kalınmıştır.

Bir yıllık sürede sosyal ve ekonomik destek ile toplumsal hareketliliğin kısıtlanması maalesef sağlanmamış, aktif sürveyans ve filyasyon eksiklikleri yanısıra, endikasyonu olan herkese dahi test yapılmamıştır.

Kasım-Aralık aylarında ise tüm servis ve yoğun bakım yatakları dolmuş, ilave yataklar oluşturulmuş, sağlık sistemi çok zorlanmış, ancak sağlık emekçilerinin özverili ve canla başla çalışması sonucu tablonun olabildiği kadar kötüleşmesi önlenmeye çalışılmıştır.

Pandemi ülkemizde ve dünyada eşitsizlikleri gözler önüne sermiş ve artırmış, en fazla yoksul, işçi, işsiz, dar gelirli kesim hastalanmış veya ölmüştür. Ayrıca ekonomik durumları her gün el emeğiyle çalışarak hayatını kazanmak zorunda oluşa bağlı insanlarımızda ciddi ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açacak boyutlara ulaşmıştır.

Pandemi, Sağlık Bakanlığı otoriteleri yanı sıra, üniversiteler ve meslek örgütlerince ortak akılla daha iyi çözülebilecektir. Odamız bu konuda her türlü desteğe hazır olduğunu resmi makamlara da her zaman iletmiştir. Bu anlamda ilimizde Odamız tarafından Sağlık Müdürlüğümüz, Valilik makamı ve diğer kuruluşlarla iletişim sürdürüle gelmiştir.

Sağlık Bakanlığı’nın Bilim Kurulu yapılanması olumlu olmasına karşın başta Türk Tabipleri Birliği olmak üzere tüm sağlık meslek ve emek örgütlerini sürece dahil etmemesi, bilgi paylaşmaması ve şeffaf olmaması büyük bir eksiklik olmuştur.

Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarına karşılık salgının başlangıcından itibaren Sağlık Bakanlığı tarafından yeterince korunamama, salgını yönetmedeki başarısızlıklar sonucunda 150 binden fazla sağlık çalışanı hastalanmış, 153’ü hekim olmak üzere 385’i vefat etmiştir.  Ağır çalışma koşulları hekim ve sağlık çalışanlarında tükenmişlik yaratmıştır. İnsan hakları ve Uluslararası Çalışma Haklarına aykırı olarak emeklilik, izin ve istifa hakları ellerinden alınan sağlık çalışanlarının özlük hakları ve çalışma koşulları pandemi süresince kötüleşmiştir.

Aşılama ile pandemiye karşı en etkili önlem alınabilmesi söz konusudur. Bu anlamda bugün için sağlık çalışanlarımız aşılanmıştır. 65 yaş üstü yaşlı nüfusun ise henüz tamamı aşılanabilmiş durumda değildir. Toplumun %10 kadarı ilk aşısını %2 kadarı da ikinci aşısını olabilmiştir ve aşı temininde güçlük olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda da şeffaflığa ve doğru bilgiye ihtiyaç vardır.

Epidemiyolojik olarak (salgın bilimi) pandemiye karşı toplumun önüne barikat kurulması için toplumun %65 kadarının aşılanması gerekirken henüz %2 kadarı aşılanabildiğine göre hastalık halen aramızda dolaşıyor demektir.

Ekonomik ve sosyal gerekçelerle basamaklı olarak Normalleşme kararı alınsa da kısa süreli periyodlarla durum değerlendirilmeli, gerekirse önlemlere, kısıtlamaya ve kapanmaya dönülmelidir. Aksi takdirde Haziran 2020’de alınan normalleşme kararı sonrası yaşanan trajedi ile tekrar karşı karşıya kalınacaktır.

Dünyada ve ülkemizde varyant virüs artışı hızla devam etmektedir. Son açıklanan haritada ülkemizin yarısından fazlası çok yüksek risk ve yüksek risklidir, yeni tedbirler alınması gerekir ve bu bölgelerde normalleşme ertelenmelidir. Aksi takdirde, bu ne yazık ki tüm topluma yeni bir pandemi artışı olarak yansıyacak, insan kayıplarımız artacaktır.

Sağlık Bakanlığına çağrımız, kamusal ve toplumcu bir sağlık sisteminin gerekliliği ile; işçilerin, işsizlerin, yoksulların, esnafın yaşamlarının ve sağlıklarını olumsuz etkilenmesini engelleyecek kararlar alınması, destekler sunulmasıdır.

Toplumsal hareketliliğe ve iller arası geçişlere, illere göre varyant virüs analizi yapılıp yeterli test ile uygun izolasyon önlemleri alınarak epidemiyoloji bilimi ışığında düzenleme getirilmeli, aşı doz ve hız oranı arttırılarak toplumsal bağışıklık hızla sağlanmalıdır. 

Sağlık çalışanları aşılama programında ilk sırada aşılanmıştır. Bunu nedeni toplumu korumak için sağlık çalışanlarının öncelikle korunması stratejisidir. Bu doğru bir önlemdir ve sağlık çalışanları için COVID-19 hastalığa yakalanma riskinin yaptığı meslekten ötürü yüksek oluşundandır. Bu nedenle aslında aşılamanın öncelikle sağlık çalışanlarına yapılması Sağlık Bakanlığınca bizler için bu hastalığın bir meslek hastalığı olduğunun da kabulü anlamına gelir.

Pandemi sürecinde çok yorulan, tükenme sendromu yaşayan, toplum geneline göre çok daha yüksek oranlarda hastalanan ve hayatını kaybeden hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımızın özlük haklarının iyileştirilmesini, uğradıkları şiddete karşı önlemler alınmasını, doğal ve herkesçe kabul edilen COVID-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesini yetkililerden tekrar talep ediyoruz.

14 Mart’ta Taleplerimiz:

        COVID-19 meslek hastalığıdır, TTB’nin önerdiği yasa tasarısının kabul edilmesi,

        Toplumsal sağlık için güçlü ve etkin birinci basamak sağlık örgütlenmesi sağlanması,

        Yeni ve etkili “Sağlıkta Şiddet Yasası” çıkarılması, yasa maddelerinin Türk Ceza yasanın içine yerleştirilerek ceza maddelerin uygulanabilmesinin sağlanması

        Emekliliğimize de yansıyacak temel ücret ile ekonomik ve özlük haklarımızın iyileştirilmesi.

        Özgür ve bilimsel çalışma ortamı için meslek örgütlerine ortam sağlanması,

Sağlık emek meslek örgütleri, tabip odaları ve hekimler olarak 14 Mart Tıp Haftası’nda sağlık ortamının tüm olumsuzluklarına rağmen “Yitirdiklerimiz gönlümüzde, taleplerimiz dilimizde” diyoruz.

Denizli Tabip Odası Yönetim Kurulu

11 MART 2021